AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Namazın Sıfatları Ruku,Secde...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 31/03/08

MesajKonu: Namazın Sıfatları Ruku,Secde...   Salı Nis. 01, 2008 2:38 pm

NAMAZIN SIFATLARI

Raf’ul Yedeyn
* İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) namaza kalktığı zaman, ellerini iki omzunun hizasına kadar kaldırır sonra tekbir getirirdi. Rükü yapmak isteyince de (ellerini iki omuzu hizasına kaldırmak suretiyle) aynı şeyi yapardı. Rüküdan başını kaldırınca da aynı şeyi yapardı. Ancak bunu, secdeden başını kaldırırken yapmazdı."
Bir başka rivayette: "Bunu, secde ederken yapmazdı" denmiştir.
* Nesâî'nin rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resülulah (s.a.v) namaza girdiği zaman ellerini kaldırırdı. Rüküya gitmek istediği zaman, başını rüküdan kaldırdığı ve iki rek'at arasında kalktığı zaman aynı şekilde ellerini iki omuzunun hizasına kaldırırdı."
* Vail İbnu Hucr (r.a)'un anlattığına göre, Resülullah (s.a.v)'ı, namaza girdiği sırada ellerini kaldırıp tekbir getirirken görmüştür. Râvilerden Hemmâm Resülullah'ın ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdığını gösterdi. Sonra elbisesine gömüldü, sonra sağ elini sol elinin üstüne koydu. Rüküya gitmek isteyince, ellerini elbiseden çıkardı. Sonra onları kaldırdı, sonra tekbir getirdi ve rüküya gitti, semi'allâhu li-men hamideh dediği zaman ellerini kaldırdı, secdeye gittiğinde ellerinin arasına secde etti."
* Bir diğer rivayette der ki: "Resülullah (s.a.v)’ ile birlikte namaz kıldım. Tekbir getirdiği zaman ellerini kaldırıyor, sonra (elbisesine) gömülüyordu. Sonra sol elini sağ eliyle tutuyor, ellerini elbisesine sokuyordu, rükü yapmak istediği zaman ellerini çıkarıp sonra kaldırıyordu. Rüküdan başını kaldırmak isteyince de ellerini kaldırıyor, sonra secde ediyordu. (Secdede) yüzünü elleri arasına koyuyor idi. Keza başını secdeden kaldırınca da ellerini kaldırıyordu. Namaz bitinceye kadar (her rek'atte böyle yapıyordu)."
* Bir diğer rivayette şöyle der: "Resülullah (s.a.v) ellerini, omuzları hizasına kadar kaldırdı. Başparmaklarını da kulaklarıyla, hizaladı, sonra tekbir getirdi."
* Hz. Ali (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) farz namaza kalkınca tekbir getirir, ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Kıraatini tamamlayıp rüküya gitmek isteyince aynı şeyi yapardı. Rüküdan kalkınca da aynı şeyi yapardı. Oturur vaziyette iken ellerini hiçbir surette kaldırmazdı. İki(nci) secdeden de kalkınca ellerini aynı şekilde kaldırır ve tekbir getirirdi."
* Ebü Kılâbe anlatıyor: "İbnu Hüveyris (r.a), Resülullah (s.a.v)'ın (namaza başlarken) tekbir getirdiği, rüküya gittiği, rüküdan başını kaldırdığı zaman, kulağının üst kısmına ulaşıncaya kadar ellerini kaldırdığını görmüştür."
* Nesâî, bir diğer rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "...secde ettiği ve secdeden başını kaldırdığı (zaman da ellerini kaldırırdı)."
* Nadr İbnu Kesîr es-Sa'dî anlatıyor: "Abdullah İbnu Tâvus, Mescidü'l-Hayf'da yanı başımda namaz kıldı. İlk secdeyi yapıp secdeden başını kaldırdığı zaman ellerini yüzünün hizasına kadar kaldırmıştı. Ben bunu hoş bulmadım ve Vüheyb İbnu Hâlid'e söyledim. Vüheyb ona: "Sen hiç kimsede görmediğin birşey mi yapıyorsun?" dedi. Ancak Tâvus cevaben: "Babamın onu yaptığını gördüm. Üstelik babam şunu da söylemişti: "İbnu Abbâs (r.a) böyle yaptığını gördüm. Üstelik onun: "Resülullah (s.a.v) bunu yapıyordu" demiş olmasından başka bir şey de bilmiyorum."
*Meymün eI-Mekkî, Abdullah İbnu Zübeyr (r.a)'i gördüğünü ve kendilerine namaz kıldırdığını anlatmıştır. Devamla der ki: "Abdullah namazda kıyâm, rükü, secde ve secdeden kıyâma kalkma esnalarında elleriyle işaret yapıyordu (ellerini kaldırıyordu). İbnu Abbâs (r.a)'a gittim. Ve: "İbnu Zübeyr'i hiç kimsede görmediğim bir tarzda namaz kılıyor gördüm" deyip onun namazda yaptığı işareti anlattım. Bana: "Eğer Resülullah (s.a.v)'ın namazını görmekten hoşlanırsan, Abdullah İbnu Zübeyr'in namazına uy!" dedi."
* Alkame (r.a) anlatıyor: "Size Resülullah (s.a.v)'ın namazıyla namaz kıldırayım mı?" dedi ve namaz kıldı. Bu namazda ellerini bir kere iftitah tekbiri sırasında kaldırdı, başka kaldırmadı."
* Bir diğer rivayette şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v) her eğilip doğrulmalarda, kıyâm ve oturmalarda tekbir getirirdi. Hz. Ebü Bekir ve Hz. Ömer (radıyallâhu anhümâ) de aynı şekilde tekbir getirirlerdi."
* Berâ (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v)'ı iftitah tekbiri alırken gördüm. Ellerini kulaklarına yakın kaldırmıştı. Sonra (namazdan çıkıncaya kadar) başka kaldırmadı."
* Nesâi'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ebü Hüreyre (r.a) Beni Züreyk Mescidi'ne geldi ve dedi ki: "Üç şey var ki, Resülullah (s.a.v) onları yapıyordu, halk ise terketmiş durumda. Namazda ellerini uzatarak kaldırırdı, (Fatihayı okuyunca kırâate geçmezden önce) bir miktar sükut buyurdu, secdeye varınca (ve secdeden kalkınca) tekbir getirirdi."
Açıklama: Raf’ul Yedeyn yani namazda rukuya giderken, rukudan sonra ve iki rekat arasında ayağa kalkınca elleri kaldırmak Rasulullah’ın kesin sünnetlerinden bir tanesidir. Bu konuda gelen birçok rivayet vardır. Bu rivayetler dokuz kadar sahabeden nakledilmiştir. Bunlar; enes b. Malik, Malik b. Huveyris, Ebu hureyre, Vail b. Hucr, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, İbn-i Zübeyr, Cabir b. Abdullah ve Umeyr b. Habiptir. Selef alimlerinin hemen hemen büyük bir çoğunluğu da bu görüştedir. Ahmed b. Hanbel, İmam Şafii, İmam Malik, Tavus, Nafii, Hasan El’Basri, Mücahid, Ata, Kays b. Saad bunlardan sadece bir kısmıdır.
Ellerin sadece namaza başlarken kaldırılacağına dair aktardığımız son üç hadiste geçen “bir daha ellerini kaldırmazdı” ifadeleri ise müdreçtir. Yani metne sonradan karışmıştır. Bu son üç rivayetin ilk ikisinin Abdullah b. Mes’ud’dan rivayet edildiği belirtilmektedir. Ancak Ebu Davud, Ahmed b. Hanbel, İbn-i Abdilber, Abdullah İbn-i Mübarek, Ebu Hatim gibi hadis alimleri bu hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Son rivayet hakkında ise Ebu Davud “Bu hadis sahih değildir. Çünkü ise “bir daha ellerini kaldırmazdı” ifadesi başka raviler tarafından söylenmemiştir.” demiştir. Hadis hafızları bu ifadenin Yezid b. Ziyad’în sözü olduğunda ittifak etmişlerdir. Humeydi “Bu ilaveyi Yezid yapmıştır. Zaten Yezid ilave yapan bir kimsedir” demiştir. İbn-i Kayyım, Bezzar, Darukutni gibi alimlerde “bir daha ellerini kaldırmazdı” ifadesinin sahih olmadığını söylemişlerdir.
Secdeye giderken ve secdeden kalktıktan sonra da Rasulullah’ın ellerini kaldırdığı yukarıdaki hadislerde de görüleceği üzere sabittir. İbn-i Ömer’den rivayet edilen “Ancak bunu, secdeden başını kaldırırken yapmazdı." Hadiste ise bu kısmın İbn-i Ömer’in kendi ziyadesi olduğu söylenmiştir. Nitekim sahih olarak gelen bir başka rivayette Nafii, İbn-i Ömer’in secdeye giderken ve teşehhüde otururken ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırdığını rivayet etmiştir.
Rasulullah (s.a.v)’in raf’ul yedeyn yaparken ellerini omuz hizasına kadar ya da kulak yumuşağı hizasına kadar kaldırdığı sahih olarak rivayet edilmiştir.
Ayakta ve Oturarak Namaz Kılmak
* İmrân İbnu'l-Husayn (r.a) anlatıyor: "Bende basur vardı. Namazı nasıl kılacağım diye Resülullah (s.a.v)'a sordum.
"Ayakta kıl, muktedir olmazsan oturarak kıl, buna da muktedir olmazsan yan üzeri (yatarak) kıl" buyurdu."
* Diğer bir rivayette geldiğine göre, İmrân Resülullah (s.a.v)'a kişinin oturarak kılacağı namaz hususunda sordu. Rasulullah: "Ayakta kılarsa bu efdaldir. Kim de oturarak kılarsa, ona ayakta kılanın ecrinin yarısı verilir. Kim de yatarak kılarsa ona da oturarak kılanın ecrinin yarısı verilir" buyurdu."
Açıklama: Hz. Peygamber (s.a.v), Allah Teâlâ'nın "Gönülden boyun eğerek Allah için namaza kalkın." (2/238) emrine uyarak farz ve nafile namazları ayakta kılardı. Fakat seferde nafileleri binek üzerinde kılardı. Şiddetli korku zamanlarında (savaşta), yukarıda geçtiği gibi, ayak üzerinde, ya da binekli olarak namaz kılmalarını ümmetine meşru' kıldı.
"Resulullah (s.a.v), ölümüne neden olan hastalığında namazları oturarak kıldı." (Tirmizi bu hadis İçin "Sahih" demiştir)
Bundan önce de bir defasında namazı böyle kılmıştı. Hz. Peygamber hastalanmış, cemaat da onun arkasında ayakta namaz kılmıştı. Onlara oturmalarını işaret etti, onlar da oturdular. Namazdan çıkınca şöyle buyurdu:
“Az önce, siz nerede ise İranlıların ve Rumların yaptığı gibi yapıyordunuz. Onlar, kralları otururken ayakla dururlar. Siz böyle yapmayın. İmam ancak kendisine uyulması için tâyin edilmiştir, îmam rüku' edince siz de rüku' edin; rüku'dan başını kaldırınca siz de kaldırın. İmam oturarak namaz kılınca, siz de birlikte oturarak namaz kılın." (Müslim) bununla beraber sahabelerin son uygulaması imam otururken namaz kıldığı zamanlarda cemaatin ayakta kılması şeklindedir. Çünkü sahih rivayetlerde belirtildiği üzere Rasulullah ölümüne neden olan son hastalığında namazlarını oturarak kılmış sahabeler ise ayakta kılmışlardır.
Imran b. Husayn (r.a) şöyle demiştir: "Bende basur hastalığı vardı. Durumu Resulullah (s.a.v)'e sordum. Buyurdu ki; “Namazı ayakta kıl. Bunu yapamazsan oturarak kıl. Buna da gücün yetmezse, yan yatarak kıl. (Buharî, Ebû Dâvud ve Ahmed b. Hanbel)
Hz. Peygamber (S.A.V.) bazı geceler, ayakta uzun süre namaz kılar, bazı gecelerde de oturarak uzun süre namaz kılardı. Kıraatı ayakta yapınca, rüku'u da ayakta yapar; oturarak kıraat yaptığı zaman ise, rüku'u da oturarak yapardı." (Müslim ve Ebû Dâvud)
"Yine Hz. Peygamber, bazı zamanlar, oturarak namaz kılar; kıraati oturarak yapar; geride otuz yahut kırk ayet kalınca ayağa kalkar; bunları ayakta okur; sonra rüku' ve secdesini yapardı. İkinci rekâtta da bunun gibi yapardı." (Buhari ve Müslim)
"Hz. Peygamber iyice yaşlandığı zaman, hayatının son dönemlerinde sünnet namazları oturarak kılardı. Bu durum vefatından bir gün öncesine rastlamaktaydı." (Müslim ve Ahmed b. Hanbel)
Tadili Erkan
* Muhârib İbnu Disâr (r.a) anlatıyor: "Huzeyfe (r.a), namaz kılmakta olan ve bu sırada belini tam doğrultamayan bir adam görmüştü. Namazdan çıkınca: "Sırtında bir rahatsızlığın mı var?" diye adama sordu.
"Hayır!" cevabını alınca: "Şayet, bu halin üzere ölecek olsan Resülullah (s.a.v)'ın sünnetine muhalefet üzere ölürsün" dedi."
Rezin ilavesidir. Derim ki: "Bu rivayet Buhârî'de şu şekilde gelmiştir: "Huzeyfe, (namazda) rükü ve secdesini tamamlayan bir adam görmüştü. Namazını kılıp bitirince Huzeyfe (r.a) ona:
"Sen namaz kılmadın. Eğer ölecek olsan, Allah'ın Muhammed (s.a.v)'ı, yarattığı fıtrattan başka bir fıtrat üzere ölürsün" dedi. Gerçeği Allah, bilir."
* Ebü Mes'üd el-Bedrî (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Sizden biri, rükü ve secdelerde belini (tam olarak) doğrultmadıkça namazı yeterli olmaz."
* Nu'man İbnu Mürre (r.a) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: " Hırsızlığın en kötüsü de namazını çalmaktır" buyurdu. Bunun üzerine: "Ya Resülullah, kişi namazını nasıl çalar?" diye sordular. Şu cevabı verdi: "Rüküsunu ve secdelerini tamamlamaz."
* Sâlim el-Berrâd anlatıyor: "Ebü Mes'ud'a gelerek: "Bize Resülullah (s.a.v)'ın namazından anlat!" dedik. Hemen önümüzde kalktı, tekbir getirdi. Rüküya varınca ellerinin ayalarını dizlerinin üzerine koydu. Parmaklarını dizinin alt kısmına getirdi. Dirseklerini yan taraflarına uzattı. Bu halde her uzvu hareketsiz; sâbıit durdu. Sonra semi'allâhu li-men hamideh dedi ve her uzvu düz oluncaya kadar doğruldu."
* Hz. Enes (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) şöyle buyurdular: "Secdede ta'dîle riayet edin, kimse kollarını köpeklerin yayışı gibi yaymasın."
* Malik İbnu'I-Huveyris (r.a)'ten rivâyete göre, arkadaşlarına: "Size Resülullah (s.a.v)'ın namazını haber vereyim mi?" diye sormuştur. Ebü Kilâbe der ki: "(Böyle söyledikten sonra), bize şeyhimiz Ebü Yezîd'in namazı (gibi) namaz kıldırdı. Ebü Yezîd, başını birinci ve üçüncü rek'atin ikinci secdesinden kaldırınca otururcasına doğrulur sonra kalkardı."
Sağ Elin Sol El Üzerine Bağlanması
* Ebü Hâzım (r.a) anlatıyor: "Sehl İbnu Sa'd (r.a) demişti ki: "İnsanlara, namazda sağ elini sol kolu üzerine koysun" diye emredilmişti. " Ebü Hâzım devamla der ki: "Ben onun (Sehl'in), bu, hadisi Resülullah (s.a.v)'a nisbet ettiğini biliyorum."
* İbnu Mes'ud (r.a)'un anlattığına göre, namaz kılarken sol elini sağ eline koymuştur. Bunu gören Resulullah (s.a.v) (bizzat elleriyle tutarak) sağ elini sol elinin üzerine koymuştur."
* Vâil İbnu Hucr (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v)'ı namazda kıyâmda iken, sağ eliyle sol elinin üstünden tutmuş gördüm."
* Hz. Ebü Hüreyre (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) namazda ihtisârı (elleri böğre koymayı) yasakladı."
Açıklama: Resulullah (s.a.v), sağ elini sol elinin sırtı üzerine, bileği üzerine ve kolu üzerine koyardı.” "Ve ellerini göğsü üzerine koyardı." Bu konuda ellerin göbek altına konulacağına dair gelen rivayet ise muhaddisler tarafından zayıf görülmüştür. Zira ellerin göbek altına bağlanacağna dair hadisi rivayet eden ravilerden Abdurrahman b. İshak için muhaddislerin çoğu zayıf ve metruk demişlerdir. Hatta Hanefi alimlerinden Bedreddin Ayni ve Zeylai bile ellerin göbek altına bağlanacağına dair gelen rivayetin zayıf olduğunu söylemişlerdir.
Kıraat
* İbnu Abbas (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) kırâatını bismillâhirrahmânirrahîm ile başlatıyordu."
* Hz. Enes (r.a) anlatıyor: "Ben, Resülullah (s.a.v), Hz. Ebü Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman (r.a) ile birlikte namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bismillâhirrahmanirrahım'i okuduklarını işitmedim."
* İbnu Abdillah İbnu Muğaffel anlatıyor: "Ben (namazda) bismillâhirrahmânirrahîm'i okumuştum. Babam işitti. Bana: "Oğulcuğum, (bu yaptığın) bir bid'attir. Bid'atten sakın!" dedi. Ben Resülullah (s.a.v)'ın ashâbından her kimle karşılaştı isem, hepsinin de bid'atten nefret ettiği kadar bir başka şeyden nefret etmediğini gördüm. Babam sözlerine şöyle devam etmişti:
"Ben Resülullah (s.a.v) ile, Hz. Ebu Bekir ile, Hz. Ömer ile, Hz. Osman ile namaz kıldım. Onlardan hiç birinin bunu (besmelenin okunacağını) okuduklarını işitmedim. Onu sen de okuma. Sadece "Elhamdülillahi rabbi'l-âlemîn" de."
Açıklama:
Namaza başlarken Fatiha’nın evvelinde besmelenin okunup okunmayacağı ihtilaflıdır. Bazı rivayetler de okunacağı söylenirken, bazı rivayetlerde ise bunun bid’at olduğu söylenmiş ve şiddetle reddedilmiştir. Burada Besmelenin açık olarak okunmamasının gizli olarak okunduğuna mani teşkil etmediğini söylemek gerekir. Bu ihtilafları değerlendiren alimler Rasulullah’ın devamlı bir şekilde Fatiha’yı sesli okuduğu namazlarda besmeleyi de sesli çekmediğini, zira devamlı surette sesli bir şekilde besmele çekseydi böyle bir ihtilafın olmayacağını söylemişlerdir. İhtilafın olması besmeleyi sürekli sesli okumadığına bir işarettir. Ancak bu sessiz bir şekilde besmeleyi çekmediğini de göstermez. Besmelenin Fatiha’dan bir ayet olduğunu söyleyen alimler Rasulullah’ın besmeleyi mutlaka okuduğunu ancak bunu sessiz okuduğunu söylemişlerdir. Hanefiler, Ahmed bin Hanbel, Servi, İshak b. Rahuyye gibi selefin diğer büyük imamlarına göre besmele her rekatte Fatiha’dan önce sessiz olarak okunacaktır. Şafi, besmelenin Fatiha’dan bir ayet olduğunu kıraatin gizli okunduğu zaman gizli, cehri okunduğu zaman ise cehri olarak okunacağını söylemiştir. İmam Malik ise farz namazlarda besmelenin hiç çekilmeyeceğini söyler. Tahavi, besmelenin Fatiha’dan bir ayet olmadığını, eğer fatiha’ya ait bir ayet olsa idi sesli olarak okunacağını belirtmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://tawhed.yetkin-forum.com
 
Namazın Sıfatları Ruku,Secde...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ehli Sunnet Menheci :: Darul-Erkam İlim meclisi.-
Buraya geçin: