AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Namazın Terki

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 31/03/08

MesajKonu: Namazın Terki   Salı Nis. 01, 2008 2:35 pm



Namazın Terki
Allahu Teala şöyle buyurmaktadır:
“Şu haram aylar bir çıktı mı artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün, yakalayın, hapsedin ve bütün geçit başlarını tutun. Eğer tevbe ederler ve namaz kılıp zekatı verirlerse onları serbest bırakın. Muhakkak ki, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Tevbe Suresi: 9/5)
“Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.” (Tevbe Suresi: 9/11)
* Hz. Câbir (r.a)'in anlattığına göre, Resülullah (s.a.v)'in şöyle söylediğini işitmiştir "Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır."
* Tirmizinin metni şöyledir: "Küfürle îman arasında namazın terki vardır."
* "Kulla küfür arasında namazın terki vardır."
* Hz. Büreyde (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Benimle onlar (münafıklar) arasındaki ahid (antlaşma) namazdır. Kim onu terkederse küfre düşer."
* Abdullah İbnu Şakik anlatıyor: "Resülullah (s.a.v)'ın Ashâb'ı ameller içerisinde sadece namazın terkinde küfür görürledi."
* İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "İkindi namazını kaçıran bir insanın (uğradığı zarar yönünden durumu), malını ve ehlini kaybeden kimsenin durumu gibidir."
* Ebü'l-Melih anlatıyor: "Biz bulutlu bir günde Büreyde (r.a) ile bir gazvede beraberdik. Dedi ki: "İkindi namazını erken kılın, zîra Resülullah (s.a.v): "Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gider" buyurdu."
* Haberde Ömer b. Hattab'dan (r.a.) naklen onun şöyle dediği sübut bulmuştur: " Namazı terkedenin islâmda hiç bir payı yoktur"
* İbni Mes'd'dan onun şöyle dediği nakledilmiştir: " Namazı terkedenin dini yoktur".
* Ebu Derda'dan onun şöyle dediği nakledilmiştir: "Namazı olmayanın imanı yoktur ve abdesti olmayanın da namazı yoktur".
* Hz. Ali'den (r.a.) onun şöyle dediği rivayet olunmuştur: " Kim namaz kılmazsa o kâfirdir".
* Cabir b. Abdillah'dan naklen onun şöyle dediği nakledilmiştir: " Kim namaz kılmazsa o kâfirdir".
* Hammad b. Zeyd'den o da Eyyub'dan naklen onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: " Namazı terketmek, hakkında ihtilaf olmayan bir küfürdür.”
* İbni Teymiye şöyle diyor: “Selefin çoğu namazın farziyetini inkâr ederek kılmayan ile inkar etmeden kılmayan arasında bir fark görmeden onun öldürüleceğini söylemişlerdir.”
* İbni Hazm Muhallâ'da şöyle demektedir: “Ömer b. Hattab'dan, Abdurrahman b. Avf'dan, Muaz b. Cebel'den, Ebu Hüreyre'den ve diğer sahabeden vakti çıkıncaya kadar bile bile bir vakit farz namazı terkedenin kâfir mürted olduğu rivayet olunmuştur. Bu sahabeye muhalefet edenin olduğunu bilmiyoruz.”
* Hafız Münziri Terğıb'de şöyle diyor: Ashabdan ve onlardan sonra gelen bir cemaat bütün vakti çıkıncıya kadar bile bile namazı terkedenin terkinden dolayı tekfirine yönelmişlerdir. Onlardan bazıları, Ömer b. Hattab, Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b. Abbas, Muaz b. Cebel, Cabir b. Abdillah, Ebu'd-Derda' dır. Allah Onlardan razi olsun.
* Sahabe dışında namazı terk eden kimsenin kafir olduğunu söyleyen alimler şunlardır: Ahmed b. Hanbel, İshak b. Raheveyhi, Abdullah b. Mübarek, İbrahim Nehai, Hakem b. Utbe, Eyyub Sicistani, Ebu Davud Tayalisi, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Züheyr b. Harb ve diğerleridir. Allah Tealâ hepsine rahmet etsin.
Namaz Vakitleri
* Hz. Büreyde (r.a) anlatıyor: "Bir adam Resülullah (s.a.v)'a namazların vaktinden sormuştu. Ona: "Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!"buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilâl'e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kâmet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kâmet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kâmet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kâmet okudu. Sonra şafak sökünce emretti sabah için kâmet okudu. İkinci gün olunca, Bilâl'e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı. Sonra: "Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?" diye sordu. Soru sahibi: "Benim ey Allah'ın Resülü!" dedi. "Namazlarınızın vakti dedi, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır."
* İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Cibril bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde herşeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibrîl bana yönelip: "Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin (a.s) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!" dedi. "
* Hz. Ebü Hüreyre (r.a) anlatıyor: Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Bilesiniz, namazın bir ilk vakti bir de son vakti vardır. Öğle vaktinin evveli güneşin tepe noktasından batıya meyil (zeval) ânıdır. Son vakti de ikindinin girdiği andır. İkindi vaktinin evveli, vaktinin girdiği andır. Vaktin sonu da güneşin sarardığı andır. Akşam vaktinin evveli, güneşin battığı andır. Vaktin sonu da ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolduğu andır. Yatsı vaktinin evveli, ufuğun kaybolduğu andır. Vaktin sonu da gecenin yarısıdır. Sabah vaktinin evveli fecrin (aydınlığı) doğmasıdır. Vaktin sonu da güneşin doğmasıdır."
* Muvatta'da Abdullah İbnu Râfi' Mevla Ümmü Seleme'den kaydedilen bir rivayette şöyle denmiştir: "Abdullah İbnu Râfi', Ebü Hüreyre'ye namazların vaktini sormuştu. Ebü Hüreyre kendisine şu açıklamayı yaptı: "Ben sana haber vereyim: Gölgen kendi mislin kadarken öğleyi kıl. İkindiyi gölgen iki mislin olunca kıl. Akşamı güneş batınca kıl. Yatsıyı seninle arana gecenin üçte biri girince kıl. Sabahı da alaca karanılıkta kıl."
* Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Öğlenin (başlama) vakti, güneşin (tepe noktasından batıya) meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi kendi uzunluğunda olduğu müddetçe öğle vakti devam eder, yani ikindi vakti girmedikçe. İkindi vakti ise güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı namazının vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise fecrin doğmasından (yani şafağın sökmesinden) başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar."
* Muhammed ibnu Amr İbni'l-Hasen İbni Ali İbnu Ebî Tâlib (r.a) anlatıyor: "Haccâc, Medîne'ye geldiğinde namazı mütad vaktinden tehir ediyordu. Bunun üzerine Câbir İbnu Abdillah (r.a)'a (namazların vakti hakkında) sorduk. Bize şu açıklamayı yaptı: "Rasulullah (s.a.v) öğleyi hararetin şiddetli olduğu zamanda (hâcire vaktinde) kılardı. İkindiyi de güneş parlakken kılardı. Akşamı, güneş batınca; yatsıyı bazen geciktirir, bazen de öne alırdı. Halkın toplandığını görünce tacil eder, onları ağır görünce de tehir ederdi. Sabahı da alaca karanlıkta kılardı.”
* Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: "Mü'min kadınlar Rasulullah (s.a.v)'la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı."
* Yine Hz. Aişe anlatıyor: "Ben öğle namazını, ne Resülullah (s.a.v) kadar, ne de Ebü Bekr ve Ömer kadar tacil edip geciktirmeyen bir başka însan tanımıyorum."
* Seleme İbnu'l-Ekvâ (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) akşamı, güneş batıp perdeye bürününce kılıyordu."
* Râfi İbnu Hadîc (r.a) anlatıyor: "Biz akşamı, Resülullah (s.a.v) ile birlikte kılınca, cemaatten ayrılıp (ok atışı yapanımız olurdu da) attığı okun düştüğü yerleri rahat görebilirdi."
* Nesâi nin bu hususta Eslem kabîlesine mensup ashabtan bir kimseden kaydettiği beyan şöyledir: "Onlar Resülullah (s.a.v) ile birlikte akşamı kılarlar, sonra da Medîne'nin (Mescid'e) en uzak yerinde olan ailelerine dönüp ok atışı yaparlar ve de oklarının düştüğü yerleri görürlerdi."
* Hz. Ali İbnu Ebî Tâlib (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) bana şu tembihte bulundu: "Ey Ali, üç şey vardır, sakın onları geciktirme: Vakti girince namaz, (hemen kıl!) Hazır olunca cenaze, (hemen defnet!) Kendisine denk birini bulduğun bekar kadın, (hemen evlendir!)"
* Buhârî ve Nesâî'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Sizden kim, ikindi namazının bir secdesini güneş batmazdan önce kılabilirse, namazını tamamlasın, sabah namazının da bir secdesini güneş doğmazdan önce kılabilen, namazını tamamlasın."
* Enes İbnu Mâlik (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) hava sıcaksa öğleyi serinleyince kılıyordu, hava serinse ta'cil (edip ilk vaktinde) kılıyordu."
* İbnu Abbâs (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) (bir gün) yatsıyı tehir etmişti. Ömer (r.a) çıkıp: "Ey Allah'ın Resülü, namazı kılalım. Kadınlar ve çocuklar yattılar" dedi. Rasulullah başı su damlıyor olduğu halde çıkıp: "Ümmetime meşakkat vermemiş olsam yatsıyı bu vakitte kılmalarını emrederdim!" buyurdu."
* Hz. Enes (r.a)'den rivayet edilir ki, kendisine: "Resülullah (s.a.v) yüzük kullandı mı?" diye sorulmuştur da şu cevabı vermiştir: "Bir gece, yatsıyı gece yarısına kadar (şatru'l-leyl) tehir etti. Sonra yüzü bize dönmüş olarak yanımıza geldi -sanki şu anda yüzüğünün parıltısını görüyor gibiyim- ve şöyle dedi: "İnsanlar namazlarını kıldılar ve yattılar. Siz ise, namazı beklediğiniz müddetçe namaz kılma sevabını almaktasınız.”
* Hz. Muaz İbnu Cebel (r.a) anlatıyor: "(Bir gece) Resülullah (s.a.v)'ı yatsı namazı için uzun müddet bekledik, ama gecikti. O kadar ki, bazıları (hane-i saadetinden) çıkmayacağı zannına düştü. İçimizden: "Namazını (evinde) kılmıştır" diyen bile oldu. İşte biz bu hâl üzere iken Resülullah (s.a.v) çıktı ve kendisine önceden tahminen söylediklerini tekrar ettiler. Bunun üzerine: "Geceye bu namazla girin. (Bilin ki) siz bu namaz sayesinde diğer ümmetlere üstün kılındınız. Bunu sizden önceki ümmetlerden hiçbiri kılmadı" buyurdu."
Mekruh Vakitler
* Ukbe İbnu Âmir (r.a) anlatıyor: "Üç vakit vardır ki, Resülullah (s.a.v) bizi o vakitlerde namaz kılmaktan veya ölülerimizi mezara gömmekten nehyetti: Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar. Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar. Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar."
* İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: "Hiç biriniz, güneşin doğması ve batması esnasında namaz kılmaya kalkmasın."
* Amr İbnu Abese es-Sülemî (r.a) anlatıyor: "Bir gün Resülullah (s.a.v)'a:
"Ey Allah'ın Resülü! dedim, Allah'a biri diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır -veya- Allah'ın zikri taleb edilen daha yakın bir saat var mıdır?"
"Evet, dedi, vardır. Allah'ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte Aziz ve Celil olan Allah zikredenlerden olabilirsen ol. Zîra o saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve bu doğma ânı kafirlerin ibadet vakitleridir. O esnada, güneş bir mızrak boyunu buluncaya ve (sarı, zayıf) ışıkları kayboluncaya kadar namazı bırak.
Bundan sonra namaz -güneş gün ortasında mızrağın tepesine gelinceye kadar- yine (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneşin tepe noktasına gelme saati, cehennem kapılarının açıldığı ve cehennemin coşturulduğu bir saattir; namazı (eşyaların gölgesi) doğu tarafa sarkıncaya kadar terkedin.
Bundan sonra namaz -güneş batıncaya kadar- meleklerin beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneş, batarken de bu beraberlik ve şehadet kalmaz, çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında kaybolur. O sırada yapılacak ibadet kâfirlerin ibadetidir."
* Ebü Saîd (r.a) anlatıyor: "Resülullah (s.a.v) buyurdular ki: "Sabah namazını kıldıktan sonra güneş yükselinceye kadar artık namaz yoktur. İkindiyi kıldıktan sonra da güneş batıncaya kadar namaz yoktur."
* İbnu Abbâs (r.a)'dan kaydedilen bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "Nazarımda pek değerli birçok kimse -ki bence onların en değerlisi Hz. Ömer'di- şu hususta şâhidlik ettiler: "Resülullah (s.a.v), sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra da batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı."
* es-Sâib İbnu Yezîd (r.a)'in anlattığına göre, "İkindiden sonra namaz kıldığı için el-Münkedir'i Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'in dövdüğünü görmüştür."
* Alâ İbnu Abdirrahman'ın anlattığına göre, öğle namazından çıkınca, Basra'daki evinde Enes İbnu Mâlik'e uğramıştı. Zaten evi de mescidin bitişiğindeydi. Der ki: "Huzuruna çıktığım zaman bana: "İkindiyi kıldınız mı?" diye sordu. Ben: "Hayır, şu anda öğle namazından çıktık" dedim: "İkindiyi kılın!" dedi. Kalkıp kıldık. Namazdan çıkınca: "Ben, dedi, Resülullah (s.a.v)'ın şöyle söylediğini işittim: "Bu, münafıkların namazıdır, oturur, oturur şeytanın iki boynuzu arasına girinceye kadar güneşi bekler, sonra kalkıp dört rek'at gagalar. Namazda Allah'ı pek az zikreder
."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://tawhed.yetkin-forum.com
 
Namazın Terki
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Ehli Sunnet Menheci :: Darul-Erkam İlim meclisi.-
Buraya geçin: